TAHTA(AĞAÇ)KURDU İLAÇLAMA NEDİR? (FARMAPEST BÖCEK İLAÇLAMA SERVİSİ)


KİMLİK BİLGİSİ

Tahta kurdu; (Anobium punctatum), tos böceğigiller (Anobiidae) familyasından, zararlı birkınkanatlı böcek türüdür. Latince ”Anobium” olan adı, Yunanca ”anobios (hayata dönüş)” kelimesinden türetilmiştir. Çoğunlukla serin ve rutubetli iklim şartlarında görülen, her türden ağaç ürününe (mobilya, merdiven, sanat eserleri, çatı, direk vb.) zarar veren haşereler olup, verdikleri zararlar ise çok sonra fark edilen canlılardır.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Erginler,koyu kırmızımsı ile siyahımsı kahverengidir. Vücudun genel kısımları ile bacaklarkirli sarı renkli, ince ve kısa kıllarla örtülüdür. Ön göğüs kafesi kanatlardan biraz daha geniş olup, disk üzeri küçük dişlerle kaplıdır. Erginlerin vücut uzunluğu, 2.5-5 mm’dir. Vücutları ise silindirik yapıda olup, dış kabuğu koyu bir şekilde baştan itibaren sarımsı tüylerle örtülüdür.


“Bu işte bir bit yeniği var” derken kullandığımız ”bit yeniği’‘ deyimini, dilimize kazandıran bu böceğin, diğer bir adı da ”tahta biti”dir. Tahta kurdu böceğinin dilimize kazandırdığı bu terim, ”mecazi deyim” olarak gündelik hayatta hala daha kullanılmaktadır.

Bit yeniği; çapı 1,0–1,1 mm. arasında değişen çıkış delikleri ve odunda açtıkları minik ve bir o kadar da karmaşık olan yollara verilen isimdir. Türkiye’de yapılan akademik bir çalışmada, uzunca bir dayama tahta parçasının 10×10 cm. alanında ”78 adet böcek deliği” tespit edilmiştir. Böcekler, yüzeye çok yakın olarak (yaklaşık 2–3 cm.) birbirine paralel, kısa yollar açacak şekillerde zarar vermektedir.

ÜREME

Yumurtadan yeni çıkan larvaların sağlam odunların içerisinde açtıkları yolların çapı, 2–3 mm. kadardır. Tahta kurdu böceğinin zararı daha çok; merdivenlerin trabzan süslemelerinde, mutfaklarda bulunan raflar ve ahşap dolaplarda, kiler ve banyolarda kullanılan ahşap malzemelerde, kapılarda,pencere ve pervazlarında görülmektedir.

Ağaç kurdu larvaları, ”7 mm.” boyutunda, sarımsı beyaz renkte, vücudu “C”şeklinde, başları sarımsı kahve renkte, çeneleri koyu kahverengidir. Larva yolları başlangıçta ayrıdır, daha sonra birleşip, tüm odunu istila ederek onun fiziksel yapısını bozarlar.

Larvanın, göğüs segmentleri geniş ve ”karın kısımları” şişkindir. Göğüs segmentlerinin her biri, kıvrımlara ayrılmıştır. Bacakları kısadır ama iyi gelişmiştir. Karın kısımlarının ilk sekiz segmenti de, göğüste olduğu gibi kıvrımlara ayrılmıştır. Göğüs ve karnın ilk 7 segmenti çok küçük ve dik kıllarla örtülüdür.

Erginler genellikle, bahar sonunda ve yaz başında ortaya çıkarlar. Dişiler, çiftleştikten hemen sonra yumurtalarını, odunların; çatlak ve yarıkları ile pürüzlü yüzeylere ve kendilerinin ”çıkış deliklerinin” içine bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvaları, kısa bir süre etrafta dolaşarak, uygun bir yer bulunca odunun içine girerler.

Larvalar burada 4-5 hafta boyunca,odunun özünü” yiyerek ”oburca” beslenirler. Ergin dişiler tarafından ”yumurtanın üzerine” konulan bir madde sayesinde odun dokusunda ayrışmalar meydana gelir, odunun hücre duvarları bozulur ve odunda parçalanmalar görülür. Rutubetli
ve kısmen çürümüş odunlar daha çok saldırıya uğramaktadır.

Larvaların gelişimi için ”%70 nem” ve ”22 – 23.5 °C’deki” sıcaklık miktarı oldukça uygundur. İyice gelişebilmeleri için çok uygun ”nem ve sıcaklığın” yanında iyi ve sürekli beslenmekte önemlidir. Fakat, yetişkinlerin ortaya çıkabilmesi için 2 yıldan daha fazla zamana gerek vardır.

Larvalar, tamamen geliştikten sonra odunun içine doğru ”çok düzgün delikler” açarak ilerlerler. Bu deliklerin içi ”toz” ile doludur ve ”pupa dönemi” burada oluşur. Pupa dönemi genellikle4-8 hafta sürer. Daha sonra erginler, daire şeklindeki bu deliklerden dışarıya çıkarlar.

Bu delikler bize, odunun istilasının boyutunu gösterir. Bu arada ergin tahta kurtları yaklaşık 4 hafta yaşarlar ve bu süre içinde beslenmezler. Dişilerin her birinin, yapılan gözlemlerde tek bir seferde 100’e yakın yumurta ürettiği tespit edilmiştir.

Larvaların esas gıda maddesi, ‘ağaçların özünü” oluşturan ”selülozdur. Gelişmeleri için az miktarda da proteine ihtiyaçları vardır. Odun rutubeti istekleri %30’dur. Havaya bağlı nemin azalmasıyla, ağaç kurdu böceğinin gelişmesi hızlanmakta ve ”tahribat süresi” uzamaktadır. Nispi rutubet % 55-60‘ın, odun rutubeti ise ”% 10-12’nin” altında olduğunda ”larvaların” gelişmesi sona ermektedir.

Bu nedenle ağaç kurduna; ”mahzen, kiler ve müzelerde yani, ılık (orta dereceli sıcaklıklarda) ve rutubetli yerlerde rastlamak çok mümkündür. Uzun süreli, sıcak periyotlarda, ”merkezi ısıtma sistemi” olan yerlerde, tahta kurdunun zarar izine rastlanmamaktadır.

Geniş bir konak kitlesi vardır: Çam (Pinus), ladin (Picea), kayın (Fagus), kızılağaç (Alnus), ceviz (Juglans), köknar (Abies), kavak (Populus),meşe
(Quercus), dişbudak (Fraxinus), ve sedir (Cedrus) gibi ağaç türlerinden üretilen, ürünlerde çok büyük zararlar oluşturur.

Esas ”konakçısı” olduğu ”yapraklı ağaçların” kabuk altındaki yumuşak odunsu dokularında, iğne yapraklı ağaçların da diri odununda galeriler açar. Bu türden böcekler ağaçların kurumuş olan dallarına veya onlardan yapılan mobilya ve diğer tahta eşyalara, binaların çatılarında kullanılan direk ve diğer tahta aksama saldırırlar.

Döşeme tahtaların çökmesine sebep olacak kadar ”tahribatları” ciddi ve önemlidir. ”Eski” olan malzemeler, taze halindekinden daha yavaş tahrip edilmektedir. Ancak ağaç malzemenin eskiliği, tahta kurdunun zararını engelleyememekte, çok eski ”antika” türündeki malzemelere dahi, zarar vermektedirler. Odunların, bulaşmadan uzun süre sonra, iç kısımlarının boşaldığıve yalnızca kabuk kısımlarının kaldığı görülür.

Bu böceklerin meydana getirdiği ”deliklerin” içleri, toz halinde” ağaç parçalarıyla dolar. Rutubetli ve kısmen çürümüş olan odunlar, daha çok saldırıya uğrarlar. Ağaç kurdunun vermiş olduğu ağır tahribata bir nebze de”engel olabilmek” ve mümkün olan ”en az seviyeye” taşımak için ağaç malzemelerde; servi, ardıç, porsuk, abanoz ve sedir gibi dayanıklı ağaç türleri kullanılmalıdır.

Kullanılmış odun ya da kerestelerin içerisinde, ”ağaç kurdunun” olduğu düşünülen odunlar, asla kullanılmamalıdır!.. Ağaç kurdunun, zararının fazla olduğu alanlarda oduna az yer vermeye çalışılmalıdır. Ağaç (tahta) kurdunun zararı az ise ya da ”kısmi” olarak bazı yerlerde mevcutsa, bu kısımların ayrılması ve çıkarılan haşereli parçaların ”yakılması” gerekir.

MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Marangozhane, inşaat alanı,kereste deposu, müzeler gibi yoğun olarak zararlı görülen yerlerde en iyi mücadele yöntemi, zarar gören kısımların koruyucu maddelerle işlenmiş yenisiyle değiştirilmesidir. Haşerelerin çok olduğu yerlerde ise ”methyl bromid” ilacı ile fumigasyon işlemi yapılmalıdır. Fumigasyon uygulamaları, mutlaka ”lisanslı ve uzman” insanlar tarafından yapılmalıdır. Fumigasyon sonrası kalan böcekler için ”kontakt etkili insektisitler” yani ”etkin kokulu haşere ilaçları” kullanılabilir.

Fumigasyon (gazlama ya da dumanlama); Bu yöntem Her türlü biyolojik dönemlerdeki haşereleri ve diğer zararlı hastalık etmenlerini yok etmek amacıyla, kapalı bir ortama belirli bir ”ısıda” ve belirli bir miktarda ”gaz halindeki” kimyasal bir maddeyi (fumigant) vermek ve belirlenenbir süre boyunca da ”zehirli gazı” bu ortamda tutmak amacı ile yapılan işlemdir.

Fumigasyon uygulaması, her türlü ”bitkisel ve hayvansal” kaynaklı olan ürünler ile diğer tüm materyalleri, ”zararlı etmenlerden” arındırarak, bu etmenlerin tahribatını ve ürün kaybını önlemek suretiyle, ürünün sağlıklı halde korunması amacını gerçekleştirmektedir.

Fumigasyonda kullanılan ”fumigantın” içerik özelliğine bağlı olarak da fumigasyon; vakumlu ve atmosferik yöntem olmak üzere ”iki şekilde” uygulanmaktadır. Normal hava basıncı altında uygulanan ”atmosferik fumigasyon” oldukça basit, aynı zamanda da oldukça ucuz, fazla iş gücü gerektirmeyen, değişik koşullar ve değişik ortamlarda da uygulanabilen bir yöntemdir.

Alüminyum fosfit etkili fumigantlar, ticari olarak katı formdaki tablet biçiminde ambalajlanmıştır. Bu fumigantlara kimyasal bileşimden dolayı ”Alüminyum fosfit veya magnezyum fosfit” etkili olan fumigantlar” da denilmektedir. Fumigant, nemli hava ile temas ettikten yaklaşık bir saat kadar sonra bulunduğu ortama yayılan ”hidrojen fosfür” gazı çıkarır.

Hidrojen fosfür, karpit ve sarımsak kokusunda ve boğazı yakan yanıcı bir gazdır. Ancak ”fumigantın” bulunduğu ortama özellikle, amonyak ve karbondioksit gibi ”söndürücü gaz” verilmesi hidrojen fosfürünyanıcı özelliğinin” kontrol altına alınmasını sağlar. Fumigasyon işlemi sırasında; ”Metil Bromit, Hidrojen Siyanür, Etilen Dibromide, Sülfür, Karbon Tetraklorit ve Dichlorvos (DDVP) gibi fumigantlar da kullanılmaktadır.

Mevcut olan ve önerilebilir insektisitler; sentetik pyrethroids, perme thrin ve deltamethrin, pirimiphos methyl’dir. Permethrin %0.1’lik, delta methrin %0.05’lik ve pirimiphos methyl %0.5’lik sulandırılmış aktif maddeli olarak önerilebilir. ”Sprey” halinde uygulanan; gazyağı, dizel, neft yağı iyi sonuç verir, fakat bu uygulama 5 yıl boyunca böcekli yüzeylere sürekli uygulanmalıdır.

Döşemelerdeki haşereleri öldürmek için ”solunum etkili zehir” tercih edilir. Kullanılacak olan zehir insanlar için de ”dayanılabilir nitelikte” olmalıdır!. Döşeme bir pulverizatörün yardımıyla iyi bir şekilde ilaçlanır. Bu amaç için ”Chlorpyrifos” kullanılabilir. Bundan sonra döşemelerin üstü kaba kağıtla, bulunmadığı zaman gazete kağıdıyla örtülür; daha sonra da yeniden ilaçlama işlemi uygulanır. K

Bu şekilde kağıdın ”damlayacak şekilde” ıslak olması ve döşemenin ilacı ”iyice emmesi” sağlanır. Döşeme tamamen kuruduktan sonra kağıtlar kaldırılarak, zemine böceğin zararına ”engel” olabilen maddeleri içeren, vernik veya cila sürülür. Ayrıca ”gazlama maddesi” olarak (kullanırken tedbirli ve çok dikkatli olmak şartıyla)siyanür asidi” de kullanılabilir. Bu asit çok etkili bir gazlama maddesidir.

Siyanür asidinden başka ayrıca ”paradiklorobenzol kristalleri” de sıkça kullanılmaktadır. Kristaller oda sıcaklığında buharlaşarak, odun içerisine girmekte ve oradaki bütün larvaları, kolayca öldürmektedir!. İnşaatlarda kullanılan kalasların, daha az zarara uğraması için fırınlarda çok”yüksek sıcaklıkta” kurutulması gerekir. Ayrıca ”bozulmayı önleyici ve koruyucu olan maddeler; (vernik, cila, astar, boya vb.) kullanıldığında ağaç kurdu haşeresinin yaptığı zarar, asgariye indirilebilir.

Daha çok rutubetli ve kısmen de çürümüşodunlara ve tahtalara saldıran larvaların, tahtaları ”kemirdikten” sonra bıraktığı ”ufalanmış, sarımsı artıklara; ”kemirinti” ya da ”öğüntü” denir. Bu öğüntüler, daima çıkış deliklerinin hemen yanında bulunmaktadır. Bu öğüntüler içerisinde ölü erginler bulunabilir. Ölmüş erginler, özellikle çıkış deliğine yakın ve ”başları yukarıya doğru” gelecek şekilde görülürler.

AHŞABA ZARAR VEREN DİĞER BAZI HAŞERE TÜRLERİ

Mobilya Böceği (Anobium punctatum)

Bu ahşap kemiren böcekleri, hem yumuşak, hem de sert ahşaplara hasar verebilirler. Böceğin larvası, ”selülozu sindirerek” ahşabı deler. Yaklaşık olarak ”2 – 6 yılın” içinde bunlar, ”yetişkin bir böcek” haline gelirler.Yaz aylarında, 1-2 mm. çapında, yuvarlak delikler oluşturarak dışarı çıkarlar.

Çiftleşme sonrasında dişiler, yaklaşık olarak ”80 adet” olan yumurtasını, ”çatlaklara ve etraftaki gizli boşluklara” bırakırlar. Yumurtalar yaklaşık 15-20 gün içerisinde çatlayarak, larvalar meydana gelir. Yaşam döngüsü, daha önce mantar tahribatına uğramış olan rutubetli ahşaplarda, 3 yıla kadar sürebilir. Larvalar, 1-2 mm. çapında, 4-6 mm. uzunluktadır.

Ölüm Saati Böceği (Xestobilum rufovillosum)

Bu tür ahşap delici böcek, mobilya kemiren böceğin familyasından olsa da, çok daha iridir. Larvaları 10 mm. uzunluğundadır. ”Uçuş deliği,”2-3 mm. çapında çok geniş ve yuvarlaktır. Ortaya çıkan toz, çok kabadır ve ”rulo” şeklindedir. Bu tür böceklerin larvaları, genellikle bozulan ”meşe ağacının” gövdesinde bulunur. Yumurtadan, yetişkine kadar olan ”yaşam döngüsü”3 yıldan, 10 yıla kadar sürebilir.

Ölüm saati böceğinin larvası, kuru ve sağlam olan tahtaların içerisinde, ”pupa” haline gelene kadar yaklaşık, 12 yıl boyunca ”tünel” kazabilirler. Birçok ”delici böcekte” olduğu gibi, asıl ”hasarı” yapan, ve de ”ahşaptan beslenen” bu böceğin larvalardır. Sonuç olarak; larvalar, ”pupa evresi” sonrası, ”ergin böcek” haline gelirler ve yuvadan dışarıya çıkarlar. Daha sonra da ”çiftleşirler”. Bu şekilde ”doğal devinim” devam eder.

Dişiler, 200 adete yakın yumurta bırakırlar. Diğer ahşap deliciler, sadece ”sert ahşaplara” zarar verirken, bu türden ahşap delici böcek, ”yumuşak ahşabın bozulması” ile beslenir. Böceğin, başını oduna vurarak çıkardığı ”tos vurma sesi,” bahar aylarındaki ”uçuş mevsiminde,” bir ”çiftleşme” çağrısıdır. Bu böceklerin genellikle ”kilise” içinde bulunması, ona ”ölüm saati böceği” isminin takılmasına neden olmuştur.

Ev Teke Böceği (Hylotrupes bajulus)

Bu türdeki ahşap kemirici böcek; ”kurutulmuş ve yumuşak olan ahşap ürünlere” zarar verir. Yumurtalarını, ahşabın çatlaklarına ve dar olan boşluklarına bırakır. Yumurtalar, yaklaşık 15-20 gün içerisinde larvalara dönüşür. Larvalar çoklu tüneller açarak, bir günün içerisinde ”boyutları” kadar uzunluktaki ahşabı, yok edebilirler!.. Olgunluk döneminde yaklaşık olarak,”35 mm.” uzunluğunda olduklarından, bu böceklerin sebep olduğu zarar inanılmaz olabilir!..

(-10 °C )’ ye kadar, uygun olmayan şartlarda 17 yıl boyunca ‘tüneller’ açtıktan sonra, yetişkin böcek, çiftleşme mevsiminde ahşabı terk eder. Geride 10 mm.’ye kadar uzunlukta ve 6 mm. genişlikte olabilen oval bir uçuş deliği bırakır!.. Çiftleştikten sonra bir böcek, 200 adet kadar yumurtayı bırakabilir.

Bu tür Avrupa, Güney Afrika ve ülkemizde bulunmaktadır. Görüldüğü bölgelerde kullanılan tüm yumuşak yapıdaki ağaçlar, mutlaka uygun ”ön koruma” işleminden geçirilmelidir. Ahşap rutubetinin % 28-30 olmasını ve 28°C-30°C sıcaklıkları sever. Rutubet % 8’in altına indirilirse ölür.

Odun Oyan Bitler (Pentarhum huttoni ve Euophryum confine)

Rutubetli şartlarda kullanılan; ”çürümüş, yumuşak ve sert ahşaplarda görülürler. Havalandırması çok yetersiz olan yerlerdeki; yer döşemeleri, mahzenler, kilerler ve rutubetli zemin ya da duvarla teması olabilen yerlerde kullanılan ahşap ürünler, özellikle hassastır. Yukarıda sayılan şartlarda kullanılan kontraplak kaplamalara da zarar verirler. Larvalar ağaç malzemede, liflere paralel yönde çok sayıda tüneller açarlar. Tüneller çoğunlukla, ”odun yüzeyine doğru” açılır.

Pupa devresinden sonra, malzemeyi terk ettiklerinde açtıkları, ”uçma delikleri” yaklaşık olarak 1 mm. çapında olup, oldukça küçük boyuttadır. Deliklerin kenarı, çok düzgün değildir. Ergin böceğin görünümü, mobilya böceğine benzediğinden, teşhiste dikkat edilmelidir. Sağlam, kuru ahşabı tahrip etmediklerinden, rutubet kaynağı kaldırılıp, küf mantarlarının oluşması engellenirse ”ön koruma işlemlerine” gerek kalmaz..

Termitler (Ak Karınca)

Her ne kadar insanlar onları, “beyaz karınca” olarak isimlendirseler de termitler, asla karınca türü değildir. Ama görünüşlerinin birbirlerini çok andırdığı söylenemez. Karıncalar, ”bal ve eşek arılarıyla” akrabadırlar. Termitler ise ”hamam böceklerinin” yakın akrabasıdır!..


Karıncalarla birtakım benzer özellikleri vardır. Örneğin; ”koloni” şeklinde yaşam tarzı oldukça benzer.Yuvalarını genellikle ”toprağın içerisine” kuran ”karıncalardan” farklı olarak yer üstünde, yaklaşık 7 m.’yi bulan yüksekliklerde, ”gökdelen tarzında,” muhteşem yuvalar yapmalarıyla tanınırlar. Termitlerin yaklaşık olarak 1700 türü vardır.

Genellikle; ”siyah, kahverengi ve koyu kırmızı” renkli olan karıncalara karşın, ”siyah” renkli türleri olsa da genellikle; sarımsı beyaz renktedirler. Kraliçe termit, ”en uzun yaşam süresi” olan ”böcek” tir. Yaklaşık 15 yıl yaşayan ”termit kraliçesi” bile vardır. ”Ahşabı oyan” böceklerin, ”en çok zarar veren türüdür. Ahşaptan başka; canlı ağaçlara, ekinlere, plastik ve kauçuk dahil diğer birçok malzemeye saldırırlar. Geniş olarak bakılırsa, iki ana grupta incelenirler:

Kuru Odun Termitleri (Kalotermes flavicollis)

Bunlar, tamamıyla ahşabın içindeyaşarlar ve genellikle, çok ciddi hasar meydana gelene kadar da kendilerini asla belli etmezler!. ”Zarar verme” operasyonu, yumurtalarını; ”ahşap malzemeler ve mobilya çatlaklarına veya birleşim yerlerine” bırakarak uçan, ”yetişkinleriyle” başlar. Bu tür haşereler, genellikle olarak, kıyı bölgelerinde bulunmaktadırlar.

Toprakaltı Termitleri

Bu tür termitlere oldukça sık rastlanılır. ”Çamuru” kullanarak yaptıkları, yaklaşık 7 m. boyundaki çok büyük boyutlardaki tümseklerin veya ölmüş yaşlı ağaçların kütüklerin içinde yaşarlar. Sıcak ve soğuktan korunmak için bu çamur tünelleri inşa ederler. Bu tüneller, ”termit tehlikesinin” en belirgin işaretidir.

Farmapest Haşere ve Kemirgen Kontrol Hizmetleri, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı ve izinli, belge ve ilaçlarıyla, sizlere her türlü haşere ve kemirgen sorunu çözümünde çeşitli alternatifler sunabilecek, bilgi ve tecrübeye sahip olan uzman kadrosuyla hizmetinizdedir.

İletişim Bilgileri

Avrupa Yakası

Seyrantepe Mah. Gülendam Sok. No:14/A 4.Levent / Kağıthane / İST.

Anadolu Yakası

Çınar Mah. Mustafa Kemal Atatürk Cad. Canlı Sok. Gülbağ Pasajı No: 6/13 Küçükyalı

Maltepe / İST.

Tel : (0542) 473 10 89 – (0212) 279 87 98

www.farmapest.com  Mail Adresi: farmapest@gmail.com

Leave a Reply