FARE İLAÇLAMA NEDİR? (FARMAPEST İSTANBUL BÖCEK İLAÇLAMA SERVİSİ)


KİMLİK BİLGİSİ

Fare; sıçangiller familyasından, sıçandan ufak, küçük vücutlu, sivri çeneli, uzun bıyıklı,uzun ve çıplak kulaklı ve büyük siyah gözleri olan, ”kemirgen bir memeli” hayvandır. Fare türlerinin birçoğu, genellikle ”insanların, sürekli olarak bulunduğu iç alanlarında” yaşamlarını sürdürürler.

Fareler işte bu yüzden, onların ”eşyalarına ve yiyeceklerine” çok fazla zararlar verebilmektedirler. Çevremizde bulunan fareler, çeşitli virüs ve mikrobu, kirli ortamdan alıp, taşıyarak ve onları bir şekilde insanlara bulaştırıp, hastalıkları oluşturarak, büyük bir risk oluştururlar!.

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

GENEL ÖZELLİKLERİ

Fareler, genellikle burun ucundan, kuyruk ucuna kadar yaklaşık, 15-20 cm. kadardırlar. Aynı zamanda yine yaklaşık olarak, ”15-25 gram” kadar ”vücut ağırlığına” sahiptirler. Daima ”gece” olunca ortaya çıkarlar. Gün ışığını pek fazla sevmezler. Genellikle renkleri; ”siyah, gri, bej, beyaz ve alaca (siyah ve beyaz karışık)” olabilir. Fareler, renkleri ayırt edemezler.

Vücutlarında ”saç kılına’‘ benzer,”kısa tüyleri” vardır. Farelerin ”karın bölgeleri,” sırt kısmına göre genellikle çok daha ”açık renktedir.”Karın bölgesindeki ”tüyler,” çok daha kısadır. Kulaklarının ve kuyruklarının üzerindeki ”tüyler,” ”yok” denecek kadar azdır!.

Küçük bir ”boncuk” şeklinde olan ”gözleri” ve oldukça uzun sayılabilecek ”bıyıkları” olur. Fareler, genellikle ”uzun adımlarla” yürürler. Arkadaki bacakları, ön ayaklarından daha kısadır. Bu tıpkı bir tavşan gibi uzanıp, ileriye hamle yapmasını sağlar.

Fareler, diğer zararlılardan farklı bir yapıya sahiptirler. Dünya’nın her yerinde yaşayabilen, ”hepçil,” yani hem ot hem de etle” beslenebilen hayvanlardır. Vücut yapıları, türlerine bağlı olarak değişmektedir fakat ”vücut biyolojileri” genellikle aynıdır. Fareler, bir ”iskelet sistemine” sahiptirler. Bu bakımdan ”vücut sistemleri” oldukça gelişmiştir.

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

Farelerin, ”4 adet ayağı” ve ayaklarının ucunda da ”tırnaklı parmakları” vardır. Bunun sayesinde çok yüksek olan yerlere tırmanırlar ve çok hızlı koşarlar. Ön ayakları, arka ayaklarına oranla oldukça kısadır. ”Kanguru faresi” denilen türde, bu özellik çok daha belirgindir. Hatta, ”çok abartılı” denecek kadar boyutlarda bile olabilir!..Yokuş aşağıya olunca, bu avantajı, dezavantaja dönüşür!..

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

Farelerinişitme duyusu” oldukça keskindir. İnsanların asla duyamadığı ”ultrasonik ses dalgalarını” rahatlıkla duyabilirler. Birbirleriyle iletişim kurarlarken, ”kendi normal seslerinin” yanında, bu ”ses dalgalarını” da kullanırlar. Farelerin, aynı zamanda oldukça ”keskin” olan, ”koku alma duyusu” vardır. Yeni doğmuş olan fare yavrularının, ”gözleri” kapalıdır. Ama duyabilirler.

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

Yeni doğan fare yavrularının vücutlarında, ”kıllı deri” bulunmaz. Açık pembe, et rengindedir. Farelerin iki adet ”timüs bezleri” vardır. Bezelye büyüklüğündeki timüs bezi, göğüste bulunurken, soluk borusuna yakın, boyunda, küçük bir ”tırtıllı timüs bezi” de vardır.

Bu bez,”vücudumuzu mikroplara karşı” korur. Erkek farenin idrarı ile dişi farenin idrarı, ”kimyasal bileşimleri” açısından ”önemli” derecede farklıdır. Erkek farelerin idrarında, dişi farelerin idrarında kesinlikle bulunmayan, ”beş adet” ayrı ”kimyasal bileşik” bulunur.

Elbette ki, bu doğru değildir!. Fareler ile sıçanlar arasında birçok tipik benzerlik olduğu içinbu karışıklığın olması gayet normaldir!. Her iki cins ”boyutları hariç,” tip olarak birbirlerine çok benzerler. Ayrıca her iki türde kemirgenler sınıfındadır. Sıçanlar ve fareler, Latince’de ”muridae” denilen aynı aileye aittir. Bununla birlikte sıçanlar, hayvanların ”rattus,” fareler ”mus” cinsine aittirler.

Fareler, ”doğal yaşamlarında,” nadiren ”bir yıl” kadar bir süre hayatta kalabilirler!. Bunun en büyük nedeni ise; ”birçok etçil hayvanın, en çok tükettiği besin” olmalarıdır!.. Ancak ”esaret” altında evde ”evcil hayvan” olarak beslendiğinde (bazı ülkelerde oldukça yaygındır), kafes içerisinde2-3 yıl” kadar yaşayabildikleri tespit edilmiştir! Fareler, oldukça ”yüksek perdeli,” olan çok garip bir ses çıkarırlar. Latincede; erkek fareye “kova,” dişi fareye ise “doe” denir.

Fareler, günün yarısını, ”gizli yuvalarında”uyuyarak geçirirler. Bu süre, genellikle ”gündüz vaktinde” olur. Çok iyi bir tırmanıcı ve yüzücüdürler. Yaklaşık olarak, 50 cm. kadar sıçrayabilir. Bu oran, farelerin ”boyutuna” kıyasla ”oldukça büyük” sayılabilir.

Fareler, sıçan türlerinden ”aşırı” korkarlar!. Çünkü; sıçanlarla, farelerin ”beslenme tercihleri” genellikle aynıdır. Sıçanlar çok iri olan yapılarının avantajını kullanarak, daha ”küçük cüsseli” olan ”farelerin” üzerinde ”av baskısı” kurarlar!.. Bununla birlikte, ”fare ve sıçanlar” doğada ”birlikte” yaşamaktadırlar.

Fareler, oldukça ”akıllı” yaratıklardır.”Deney laboratuvarı” ortamında hazırlanan bulmacaları, kolaylıkla çözdüğü bilinmekte ve bir labirentin içinde, yollarını rahatlıkla bulabilmektedirler.” Fare genetik yapısı” ile ”insanın genetik yapısının” birbirine neredeyse ”birebir” benzemesi, gerçek bir nimettir!.

İnsanların ”tamamen çaresiz” kaldığı birçok ”hastalığın” tedavisinde kullanılmak için geliştirilen ”ilaç” ve ”tıbbi yöntemler,kobay” ismi verilen ”beyaz farelerin” üzerinde uygulanarak test edilir ve, insanlar için ”kullanılabilir” hale getirilir.

Fare kanı, doğadaki canlılar arasında ”insan kanınaen çok benzeyen kan” olduğu gibi aynızaman da, ”organlarının şekli” ve ”bulundukları yer düzeni” gibi bazı ilginç tesadüfler de ilgi çekicidir!.. Bütün bu özel durumlar, ”farelerin çok ideal bir laboratuvar hayvanı” olmasını da sağlamaktadır.”Tıp ilminin” ilerlemesinde,”farelerin” büyük katkısı asla inkar edilemez!. Her ne kadar insanlar için birçok sıkıntının kaynağı olsalar da, fareler bu konuda vazgeçilmezdir!.

Farenin beden bitiminde, ”uzunca bir kuyruk” vardır. Bazı türlerde bu kuyruk, ”bedeninin iki katı” kadar olabilmektedir!. Fareler, kuyruğunu; koşarken, denge; tırmanırken de tutunma aracı olarak kullanır. Farenin başının önünde oldukça iyi görebilen ”iri, iki göz” ve iki adet ”dış kulak” vardır. Kulaklar bazı farelerde çok büyük, bazılarında ise çok küçüktür. Ağzının içinde sıralı halde çok keskin dişleri vardır. Fareler bu dişlerinin sayesinde, ”çok sert cisimleri” dahi kemirirler.

Öyle ki, bazen mermer gibi sert cisimleri bile kemirdikleri olur. Bu ”kemirme işlemi” sırasında dişleri aşırı körelir. Fakat fare dişlerinin ”kendini yenileyebilme” özelliği sayesinde, çok kısa bir zaman zarfında, tekrar eski haline döner!..

Farelerin bir başka ilginç ve bir o kadar da ”korkutucu” olan özelliği de ağzındaki tükürük salgısının,’‘ uyuşturucu madde etkisi” yapmasıdır!.. Kurbanını, özellikle ”derin uyku” halinde yakaladıkları zaman, onların; kulak, burun, dudak ve parmaklarını kemirerek, afiyetle (!) yerler!..

Fareler; ”ince, nispeten uzun, koni şeklinde” bir buruna sahiptir. Burun, başın ön kısmındadır ve çok güçlü bir ”koku alma” duyusu vardır. Fareler birçok hayvanı, kokularından tanıyarak, ona ya yaklaşır veya ondan hızla uzaklaşırlar.

Aynı zamanda, bu üstün koku alma yetenekleri sayesinde, ”yiyeceklerin kokusunu” da çok uzaktan algılarlar. Farelerin ağızla,burunları arasında ”bıyık” benzeri, hassas ”dokunma duyusuna” sahip, ”uzun kıllar” vardır. Bu kıllar, ”dengeyi” de sağlar.

BESLENME

Fareler, ”beslenebilmek” için ”yaşadıkları yere göre” farklı maddeleri seçerler. ”Beslenme şekli” ve ”yaşam alanları” elbette ki, onlara verilen isimlerde de etkili olmuştur.Tarla fareleri, tarlalardaki ekinler arasında yaşar ve bitkilerle beslenirken, lağım faresi, şehrin kanalizasyon sistemi içinde yaşar; yiyecek artıklarını ve böcekleri tüketir.

Bazıları durgun suların” içinde, bir kısmı da tamamen doğada, toprak altındaki oyuklarında yaşarlar ve etraftan beslenirler. Bunun yanında fareler, ”çok zor durumda kalıp, açlık çekerlerse” ölü fareleri ve hatta kendi ”yavrularını” dahi yiyebilirler!..

ÜREME

Bir dişi fare, yaklaşık ”üç haftalık” bir ”gebelik döneminin” ardından her doğumunda, yaklaşık olarak, ”12 adet yavruyu” doğurabilir!.. Bu yavrular, doğumdan ”2-3 ay” gibi kısa bir süre sonra ”cinsel olgunluğa” erişirler ve hemen ”üremeye” başlarlar!.

Çok sıcak ülkelerde veya iyice ısıtılan ortamlarda, ”farelerin üremesi” mevsimlere göre olmaz!. Farelertürüne ve yaşam alanlarına” göre çok farklı sayıda çoğalabilirler. Bazı fare türleri yılda 4 kez, bazıları ise 6 kez doğum yapabilir!..

Ergenlik çağına” girmeden, ”erkek ve dişi” fareleri birbirinden ayırmak çok zordur. ”Cinsel olgunlaşma” gerçekleştikten sonra, ”erkek farelerde” nispeten belirginleşen ”testislerinin” sayesinde ancak ayırt edilebilirler!. Diğer yandan da dişi ergin farelerde; ”5 çift, meme bezi” ve ”çok küçük meme uçları” da vardır. Bol ”proteinli sütü,” yavruların hızlı gelişimini sağlar.

FARE TÜRLERİ

Farelerin bir çok ”türü” vardır. Ama sadece bazı türleri, evlerimiz ve iş yerlerimiz için zararlı olarak kabul edilir. Ev (fındık) faresi, çatı faresi, tarla faresi ve sarı boyunlu fare, evlerimizde veya iş yerlerimizde yoğun ve ‘sıklıkla‘ karşılaşabileceğiniz bazı türlerdir. İnsanlar, genellikle ”sıçan ve fareleri çok fazla karıştırırlar. Hatta bazı insanlar, bu iki türün, ”aynı hayvanlar” olduklarını bile düşünürler!.

Ev (Fındık) Faresi

Ev faresi, (Muscardinus avellanarius) ”en küçük boyutlu fare” türleri, arasındadır. Genellikle boyları, 10 cm. civarındadır. Halk arasında fındık faresi” olarak da bilinirler. Yaklaşık olarak, aynı boyutta olabilen ”uzunca bir kuyrukları” bulunur. Boyutları, yaşadıkları ”iklimin koşullarına ve beslenmelerine” bağlı olarak az çok değişebilir.

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

Yine, yaklaşık olarak, ’12-30 gram’ kadar bir ”ağırlığa” ulaşabilirler. Çok küçük olan ”kafasında” büyük sayılabilecek; iri gözleri ve uzun kulakları vardır. Bu özelliği ”ev faresini,” ”kahverengi sıçan” yavrusundan (Rattus norvegicus) kolaylıkla ayırabilir.

Ev faresinin genellikle, ”3 haftalık gebelik dönemi” vardır. Bir yıl içinde ”7-8 kez doğum” olur. Her doğumda ise ”4-16 yavru” dünyaya gelebilir. Doğumdan, cinsel olgunluğa8-12 hafta” kadar sonra ulaşabilirler.”Ev (fındık) fareleri” genellikle ”evlerin zemininde” yaşar ve ”yuvalarını” da buralarda yaparlar.

Sıklıkla da yukarıdaki; duvar, çatı gibi alanlara tırmanırlar.Tercih ettiği besinler tahıllardır. Günde, ortalama 3 gram kadar besin tüketirler. Suya olan ihtiyaçlarını, yedikleri besinlerden karşılarlar ve ”ilave su” olmadan uzun bir süre hayatta kalabilirler!. Yiyecekleri, özellikle ”çok kuru” ise günde ”3 mililitre” kadar sıvı tüketebilirler.

Ev faresinin sadece ”kış aylarında” sorun çıkarabileceğini düşünmek, bu ”haşerenin” verebileceği zararı,”görmezden gelmek” demektir!. Öyle ki, aslında ev (fındık) fareleri, tüm ”yıl boyunca” aktiftirler!. Bu da demek oluyor ki; onlar, ”herhangi bir zaman diliminde” siz farkına varamadan, evinizi ya da iş yerinizi büyük bir hızla ”istila” edebilirler!..

Sıcak yaz aylarında ev içlerine pek fazla uğramayan bu ”zararlı kemirgen türü,” yiyeceğin ve ısının az olduğu kışın, yaşam alanlarımıza yerleşerek, insanların ”besinlerine” ortak olurlar!. ”Ev faresi” veya bilinen, diğer bir adıyla da ”fındık faresi, girdiği mekanlarda bulduğu ”her türden gıdayı” yiyebilirler. Özellikle evimizdeki ”bitkisel veya hayvansal gıdaları” tercih ederler.

Ama bazen de; ”deri, pamuk ve yünden” üretilen, elbiseleri kemirirler. Açıkta bırakılan birçok maddeyi, rahatlıkla ”besin” olarak tüketebilirler. Hatta evlerdeki; ”sabunları, diş macunlarını ve hayvansal ürünlerden yapılan her türlü eşyayı, kemirerek yerler. Bazen de ”küçük böcekleri” tüketirler.

Sarı Boyunlu Saha Faresi

Sarı boyunlu fareler, genellikle ”kırsal kesimde” yaşayan insanlar için bir ”tehdit” oluştururlar!..”Elektrik tesisatlarını” kemirdikleri için daima bir ”yangın” riskine sebep olurlar. Erginlerde; ‘baş ve gövdeleri 95-120 mm.,’kuyruk boyu ”75-110 mm.” kadardır. Vücut ağırlıkları ise, ”14-45 gram” arasında değişir.

Boyunlarının çevresinde, onları diğer türlerden tamamen ayıran, sarı şeritli kürküyle beraber, ”sırtında kahverengi, alt kısmında ise beyaz kürkleri” vardır.”Büyük kulakları, patlak gözleri ve uzun kuyrukları” da diğer belirgin özellikleri arasında sayılabilir.

25-26 gün süren ”gebelik döneminin” sonunda yavrulama, mart veya nisan aylarından ekim ayına kadar sürer. Yavrular, yaklaşık olarak ”18 gün kadar sonra,” tamamen sütten kesilirler. Genellikle de doğumlarını takip eden yılın içerisinde, büyük bir hızla ”cinsel ergenliğe ulaşarak,” ”yavru üretmeye” başlarlar.

Bu tür farelerin çoğu,”12 aydan” daha fazla hayatta kalamazlar!. Yaşam süreleri, diğer bazı hayvan türlerine nazaran oldukça kısa olsa da ”aşırı derecede çoğalabilme yetenekleri” sayesinde, binlerce yıldır var olmayı başarabilmişlerdir!..

Tarla Faresi

Latince isimleri; (Apodemus sylvaticus) olan tarla fareleri, genellikle insanların ”yaşam alanlarında” bulunmazlar. Ancak çok zorlu geçen kış aylarında, meyve, sebze, tahıl” gibi gıdaları kolayca bulabildikleri; ”depo ve ambarlara” girebilirler!. İşte bu yüzden, ”tarla faresi” öncelikli olarak, ”tarım” ile alakalı işletmeler için çok büyük bir ”tehdit” oluşturmaktadır!. Tarla faresinin yetişkin olanları; ”80-100 mm. uzunluğunda, erkek olanı 25 gram, dişisi ise 20 gramdır.

Kafasında ve ense” kısmında ”kum rengi kılları” vardır. Yan kısmında; ”sarımsı kıllar,”karın bölgesinde; beyaz, göğüs kısmında ise ”küçük sarı çizgiler” bulunur. Diğer fare türlerinden farklı olarak, ”basık bir burun ve kulaklara” sahip olan ”tarla farelerini,” öbür fare türlerinden ayırt etmek için biraz büyükçe olan kafalarına da bakabilirsiniz.

Tarla faresinin yaşam süresi, doğal ortamlarında ”2-3 yıl” kadardır. ”Evcil hayvan” olarak evlerde beslendiğinde ise bu süre biraz daha artabilir!. Yavrulama sezonu, ”mart ve nisan aylarından, ekim ve kasım aylarına” kadardır ve ”gebeliği,” yaklaşık olarak ”25 gün” sürer.

Tarla fareleri çok çabuk ve hızlı bir şekilde çoğalırlar!.. Öyle ki, ”bir yıl” içinde ”altı kez” yavru doğururlar. Her doğumda, 10 adete yakın yavru dünyaya gelebilir. ”Altı gün” kadar sonra da, ilk kez ”kürkleri” gelişir. Doğumundan ”16 gün sonrada,” ”kapalı olan gözleri” açılır ve ortalama ”18 günlük” olduklarında da ”sütten” kesilirler.

Yetişkin erkek tarla fareleri,” birbirlerine ve ”yeni doğan yavrulara” karşı da ”saldırgan” olabileceklerinden yavruların,”hayatta kalabilme” oranı, yavrulama sezonlarının” ilk yarısında oldukça zayıftır!. Bazen insanla karşılaştığında, ”aynı saldırma eğilimini” gösterebilir. Birtakım ”tehlikeli olabilen hastalıkları” taşıma riski, nedeniyle bu konuda çok dikkatli olunmalıdır!..

Tarla faresi insanlara ”ekonomik” yönden maddi zararlar verebilen bir ”kemirgen” türüdür. Bu yüzden de, insanlar tarafından hiç sevilmezler!. ”Meşe, kayın, dişbudak, ıhlamur, alıç, çınar” gibi ağaçların; ”yeşil ve meyveli olan kısımlarını tüketirler. Ekili alandaki sebze ve meyvelere de zarar vererek, onları büyük bir iştahla yerler. Bir kısmını da ”yuvalarına” taşıyarak, ürünü heba ederler!..

Ayrıca, henüz yeni dikilmiş olan ”baklagillerin” tohumlarına saldırırlar!. Tohumların ve meyvelerindaha az olduğu dönemlerde, özellikle küçük salyangozlar başta olmak üzere, bulabildikleri diğer böcek türlerini ve onların ”larvalarını” yiyerek beslenirler. Bu ”hepçil beslenme şekli’ sayesinde ”her dönemde” hayatta kalmayı başarabilmişlerdir.

Kör Fare

Kör fare, ekinlerinin arasında sıklıkla bulunan bir türdür. Tarla faresinin aksine, ”yerin üstünde” değil de, tamamen ”toprağın altında” yaşarlar. Hatta, ”bunun sonucu olsa gerek,”köstebekler gibi gözleri derilerinin altına çekilmiş bir durumdadır!.. Tarla ve ekinlerin bulunduğu alanlarda yumuşak toprağın diplerine ”yuva” yaparlar. Yumru gövdeli bitkileri ve ekinlerin taze köklerini kemirerek yerler.

Kör fareler, sürekli ”toprağın altında” bulundukları için derileri, oldukça hassas ve çok incedir. Güneşin ışınları, hassas derisini olumsuz yönde etkilediğinden dolayı, gündüzleri pek yüzeye çıkamazlar. Beslenme işini ‘gece’ olunca yaparlar. Kör fareler gündüzleri tarlalarda yuvasının üstüne toprak atıp, ”dip kısmında” dinlenirler.

İnsanların besinlerini yerler ve onları kullanılmaz hale getirirler. Aynı zamanda tarlaların içerisinde çok ”büyük oluklar” açarak, ”ekinlerin” sulanmasına ”engel” olurlar!.. Böylece ”yeterli oranda suyu” alamayan ekinler, maalesef ”kuruyarak” heba olur!. ”Kör fareyle” mücadele için mutlaka, ”ehliyeti ve izni olan ilaçlama firmalarından” bilgi ve destek alınmalıdır. Aksi takdirde, kullanılan ”zararlı bazı ilaçlar,” bitkilerinizin ”tamamen kurumasına” neden olabilir!..

Çatı Faresi

Çatı faresi, evlerin ”çatı aralarında ve bodrumlarda” sıklıkla görülen bir fare türüdür. ”Yapı ve boy” olarak, ev faresinden büyük olan çatı faresi, ”lağım faresinden” ise biraz daha küçüktür. Boyları, beslenmesine bağlı olarak, ”20-25 cm.” kadar olabilir. Bu tür farelerin, ”çok güçlü ayakları” ve ”çok sert tırnakları” vardır. Bu sayede binaların en üst katına kadar çıkabilirler.

Çatı faresi yıl içinde ”4-5 defa çiftleşir” ve yavrular. Her doğumda yaklaşık olarak, 6-8 kadar ”yavru” olur. Onları bol protein içeren, sütü ile besler. Yavrular, yaklaşık olarak ”4 ay sonra”erginliğe ulaşırlar. Çatı fareleri evlerde çatı ve tavan arasının yanında; ”kömürlüklerde, bina havalandırma boşluğunda, çöp yığınlarının aralarında, samanlık ve depo” gibi bazı yerlerde de yuva yaparak, yaşamlarını sürdürürler.

Su Faresi

Su fareleri, ”yapı ve şekil” olarak da, diğer ”bilinen fare türlerine göre” birtakım ”farklılıklar” gösterirler. Vücutları, oldukça ”uzundur” ve yine ”uzuncakıllı bir kuyruğu” vardır. Uzun kuyruğunun ve arası ”deri” kaplı olan parmaklarının sayesinde, ”tıpkı bir ördek gibi” suda mükemmel bir şekilde yüzerler!. Gündüzleri,, her tarafta bulunurlar. Suyun dışındayken ”bitkisel” beslenir ve; ”otları, çiçekleri ve köklerini” kemirerek yerler.

Su fareleri, günün büyük bir kısmını geçirdiği ”suyun içinde” ise; küçük balıkların yavrularını, midyeleri, karidesleri ve diğer türdeki kabuklu hayvanları” avlarlar. Yuvalarını, su kıyısına yakın olan ”toprak alana ve sazlık olan kısımlara” yaparlar. Su fareleri, ”yılda 2 defa” ürerler ve her doğumda, ”5-6 tane yavru” dünyaya gelir.

Hamster

”Hamster faresi,” yapı olarak diğer farelere benzese de, aslında birtakım farklı özellikleri de bulunur. Örneğin; ”kuyrukları,” yok denecek kadar ”kısa” olabilir. Kulakları ise aşağıya doğrudur. Sırt kısmı; kahverengi ve koyu renktedir. Hamster faresinin ”karın kısmı ve ayakları” da birçok türünde beyazdır. Fakat ”diğer renklerde” olanlarda vardır. Bu fareler, doğal ortamda sıcaklığı severler ve sıcak havalarda daha aktiftirler.

Kış aylarının, soğuk günlerinde ”kış uykusuna” yatarlar. ”Çiftleşme ve yavrulamaları,” ortamın sıcaklığıyla doğrudan alakalıdır. Her doğumda çoğu zaman ”6-10 kadar yavru” doğururlar. Hamster faresi yavrularını bazen ”yanlışlıkla” yiyebilir!. Bazen de ”yavrularının sayısı” çok fazla olduğunda birkaç tanesini boğarak öldürebilir!.. Evde sık beslenen evcil bir hayvandır.

Orman Faresi

Orman faresi, genellikle doğal ortamlarda bulunur ve yuvasını; ”yerin derinliklerine, ağaçların kovuğuna, kayaların arasına, ağaç üstündeki dallararasına” yaparlar. Orman faresinin, çöllerde ve dağlarda yaşayan türleri, su ihtiyaçlarını; kaktüslerden ve bitkilerin yumru köklerinden elde ederler. Beslenme alışkanlıkları, diğer tüm fare türlerine oldukça benzer. ”Hepçil” özellik taşır.

Yıl içinde en fazla ”1-2 defa” çiftleşirler ve diğer fare türlerine yakın bir sayıda ”doğum” yaparlar. Yaklaşık olarak, ”20-23 cm. beden” ve ”15-18 cm. kadar da kuyruk uzunluğuna” sahiptirler. Orman fareleri, ”tehlikeli bir durum” hissettiklerinde diğer ”aile üyelerini uyarmak amacıyla,” ”ince ve tiz” tonda sesler çıkarıp, bağırırlar.

Pamuk Faresi

Pamuk faresinin kuyruğu, bedenine oranla çok daha kısadır ve kalın bir yapıdadır. Kulakları da ”boyuna’ göre ”kısa ve geniştir.”Pamuk faresinin vücudunu saran kıllar; çok sert ve kaba bir yapıdadır. Beden rengi; ”boz, sarımtırak ve siyah renklerde olabilmektedir. Pamuk faresi, beslenmek için; ”pamuksu kozaların tohumlarını ve taze bitki sürgülerini, çimleri ve hatta toprağı kazıp oradaki bitki köklerini öncelikli olarak tercih eder.

Diğer türdeşleri gibi hepçil olan pamuk fareleri; yakaladıkları böcekleri, yumurtalarını ve küçük kabuklu hayvanları da tüketebilir. Pamuk faresi aynı zaman da ”pamuğu” da yuvasına taşır. Bu taşıma esnasında da etrafa saçar. Zaten isimlerini de buradan alırlar.

Pamuk faresi çok ”hızlı bir şekilde ürer” ve çoğalır. Bu tür fareler, her defasında ”4-8 adet yavru” yaparlar. Doğum yaptıktan ”bir gün” sonra, yeniden ”çiftleşebilirler” ve yaklaşık olarak, bir ayın içinde dişi pamuk faresi, tekrar doğum yapabilir.

Kanguru Faresi

Kanguru faresi, ”şekil ve tip” olarak, diğer fare türleri arasında ”en aykırı tür” olarak sayılabilir. Bu farelerin ”tıpkı bir kanguru” gibi; ”ön ayakları çok kısa, arka ayakları ise aksine uzundur.” İlerlemelerini,” ayakları ile ”zıplayarak” sağlarlar!. ”Kuyrukları” da ”oldukça uzun” olan bu ”fare” türünün kulakları da, ”tavşanların kulağına” benzer. Bu fareler, bağ ve bahçelerdeki; sebze ve meyvelere çok büyük zararlar verirler.

Kanguru faresi genellikle ”geceleri” avlanır. Gündüz vakti ise zamanını yuvasında uyuyarak geçirmeyi tercih eder. ”Gözlerden uzak” yaşadığı ve ”insanlar arasında pek görülmediği” için de ”zararsız” olarak bilinirler. Oysa, sanıldığı kadar da ”masum” değildirler!.Öyle ki, bir kanguru faresi yuvasında bazen, ”50 kg. kadar”tahıl ve meyveyi biriktirebilir!.

Bilinen diğer fare türleri ise şu şekilde sıralanabilir:
”Kafkas huş faresi, hasat faresi, kobay faresi, kuş faresi, yeleli fare, dikenli fare, çeltik faresi, keseli fare, çekirge faresi, fırça kuyruklu fare, bandikut faresi, çöl faresi, su faresi, yedi uyur faresi” sayılabilir.

EVLERİMİZDEKİ FARE İŞARETLERİ

Fareler, tüm ”gece” boyunca ve ”sabahın” ilk ışıklarına kadar, ”yiyecek bulabilmek” için ortalığa çıkarken, ”gündüz vaktinde” yuvalarında gizli kalmayı tercih ederler. Eviniz veya iş yerinizdefare istilası” olduğunu anlayabilmek için birtakım işaretlere bakabilirsiniz!..

Bu işaretlerin en çok fark edileni ise boyutları, yaklaşık olarak, ”3-8 mm.” olabilen, ”çok koyu renkli fare dışkısının” kalıntılarıdır. Bir gece de etrafa dağılmış halde bulunan, ”50-80 adet fare dışkısına” rastlayabilirsiniz. Fare dışkıları, iç alanlarda; ”dolap üstlerinde veya süpürgeliklerin boyunca” olabilir.

Fareler devamlı ”dar alanlarda” gezdiklerinden, vücutlarını özellikle ”duvarlara” sürterler. Bu nedenle de ”yüzeylerde ve süpürgelikler” boyunca, köşelerde ”koyu renkte, yağ lekeleri” oluşur.

İstila ettikleri alanlarda, ”vücut yağları ve üzerlerine bulaşan kirlerle” birlikte, ”4 cm. yükseklik ve 1 cm. genişliğinde” yağ katmanları oluşur. ”Bodrum ve kömürlüklerde” ve aynı zamanda; ”çatı katlarında, asma tavanda, döşemelerin arasında, duvar bölmelerinde” de tiz seslerini duyabilirsiniz!..

Etrafta buldukları ”malzemeleri” parçalayarak, onları diğer ”yumuşak malzemelerle” birleştirip, ”yuva” oluştururlar. Yuva yaptıkları alanları tespit etmek için; ”çatı boşluklarını, asma tavan aralarını, dolapların altlarını, beyaz eşyaların arkasını” mutlaka kontrol etmek gerekir.

Çok fazla kullanılmayan, tozlu alanlarda; ”kuyruk ve ayak izleri” ile diğer bazı kalıntıları gözlenebilir. Temiz kısımlarda ”farelerin” olup olmadığını kontrol etmek içinse; ”un, talk pudrası” gibi malzemeyi serperek, ertesi gün ”taze izleri” kontrol edebilirsiniz!.

Eğer, ”fare kolonisi üyelerini” gündüzleri dahi görebiliyorsanız, bu ”çok yoğun” bir ”fare istilanın” habercisi olabilir!.. Fareler, sık sık da ”idrara” çıkarlar. İdrarlarında çok keskin olan bir ”amonyak kokusu” vardır. Fare istilasının kaynağı olan yerlerde, çok ”güçlü ve etkili bir koku” oluşur. Bu ”koku”çok uzun bir süre” mekanda kalabilir. Mekanı havalandırmak, asla kesin çözüm değildir.

FARELERDEN DOĞAL KURTULMA YÖNTEMLERİ

Yaşam alanımıza ”davetsiz bir şekilde” girerek, biz insanlar için birtakım olumsuzluklara yol açan farelerden, bazı ”pratik ve doğal yöntemlerle”geçici bir süre” kurtulmak mümkündür!. Ama asla unutulmamalıdır ki, bu türden yöntemler, kesinlikle ”fare zararlısından” kurtulmanın ”çözüm yolu” değildir!.. Fare gibi diğer tüm zararlı olan ”kemirgenlerden, ancak ”profesyonel yardım” alarak kurtulabilirsiniz!.

Fareleri, ”sevmedikleri kokular” ile ”yaşanılan çevreden” uzaklaştırmak, ”çok eskilerden beri” bilinen venispeten etkili” bir yöntem olarak öne çıkar. Fareleri, ”kokuyla uzaklaştırmak” isteyen ev sahipleri, bu türdeki ”kokular” hakkında ”araştırma yaparak ve evlerinde deneyerek,” kısmi sonuca ulaşabilirler. Farelerin ”yiyecek kokusu” dışındaki kokulara karşı ”mesafeli olduğu” tespit edilmiştir. Fareleri, onların ”sevmediği kokular” ile uzaklaştırmak isteyen insanların, uyguladığı bazı yöntemler şunlardır:

Naftalin

Daha çok ”güve kovucu” olarak kullanılan naftalin, oldukça keskin olan ”kimyasal bir koku” salgılaması nedeniyle, fareleri kaçıran ”en etkili” kokular arasında yer alır. Naftalini evinizin belirli yerlerine özellikle de; ”dolap, yatak, mobilya altlarına, veya çatı arasında” uygun olan yerlere yerleştirdiğinizde, fareleri çok kısa bir süre içerisinde ”uzaklaştırmayı” başarabilirsiniz!..

Naftalinin, ”fareleri ve diğer bazı haşereleri” de ortamdan uzaklaştıracak kadar oldukça etkili olan bu kokusunun yanı sıra ayrıca; ”nane, fesleğen, karanfil ve kekik” gibi bitkilerin kokuları da farelerin hoşuna gitmez. Bu bitki türleri de, oldukça keskin ve etkili olan kokuları sebebiyle, ‘farelerin sevmediği kokular’ arasında yer almaktadır. Bu tür bitkiler, ”kapağı açık bir kabın içinde” açıkta bırakılıp, ”kokularından” istifade edilmelidir.

Soğan Kokusu

Soğanınasit içerikli keskin kokusu,” fareleri oldukça ”rahatsız eden” kokuların arasında, ilk sıralarda yer alır. Farelerin ”dolaştıklarından” şüphelendiğiniz alanlara, kabuklarını soyup, doğrayarak ”soğanları” yerleştirmek; onların, ”yaşam alanlarımıza” bir daha asla, kolay kolay ”yaklaşamayacakları” anlamını taşır!. Gerçekten de oldukça etkili bir yöntemdir ve ev hanımları arasında kullanımı çok fazla yaygındır.

Alçılı Yem

Fareler, nişastayı ve şekeri çok fazla severler. Nişasta, şeker ve suyu bir kapta karıştırarak, içerisine bir miktar ”alçıyı” eklemek onlar için müthiş bir ”ölüm tuzağı” olacaktır!. Alçı, farenin midesinde katılaşarak, çok kısa bir zaman zarfında onun ”yuvasında ölmesini” sağlayacaktır.

Nane Yağı

Genellikle ”aktarlarda” bulabileceğiniz, ”mentol içeren, tıbbi nane yağı” da,”birçok fare türünün asla hoşlanmadığı” kokulardan birisini salgılar. Onların geçtikleri yerlere ”nane yağından” sürmek, farelerin kısa zaman içerisinde mekandan ”uzaklaşmasını” sağlayacaktır. Suya katacağınız bir kaç damla ”nane yağıyla” yapacağınız, ”genel temizlik” de size bu konuda yardımcı olabilir.

Mazot Kokusu

Otomobillerin kaputuna kolayca girerek, elektrik başta olmak üzere diğer bazı aksamlara da ciddi ölçülerde zarar veren farelerin, mazot kokusuna karşı bir olumsuz reaksiyonlarının olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden de, onları uzaklaştırabilmek için eğer ”çok fazla mecbur kalınırsa” mazot da kullanabilirsiniz. ”Benzin” kadar ”yanıcı etkisi” olmasa da, kullanırken çok dikkatli olmakta fayda vardır!..

Kedi Kokusu

Tüm bunların yanı sıra, ”farelerin en büyük düşmanı” olarak bilinen kedilerin kokusunun da fareler tarafından ”tedirgin edici” bulunduğu, bu yüzden ”fareleri koku yardımı ile kaçırmak” için çeşitli yöntemler deneyenler tarafından, sıkça uygulanan bir yöntem olduğu söylenebilir.

FARELERİN YAŞAM ALANLARIMIZA ULAŞIM YOLLARI

Fareler, oldukça ”çevik” ve bir o kadar da, ”meraklı” canlılardır!. Esnek iskeletlerinin sayesinde, halk arasında söylenen bir tabirle ”kuyruğunun geçtiği yerden, o da geçebilir!..” Bu söz biraz ”abartılı” olsa da çok küçük alanlara,”kolaylıkla girebildikleri” muhakkaktır!. İşte, bu yüzden de ”fare zararlısı” konusunda daima, bilinçli ve çok dikkatli olunmalıdır.

Binanızın ve dış alanlarında yapacağınız bazı ”gözlem ve tespitlerin” ışığında bulduğunuz ”kemirgen izlerini” takip ederek, ev ve iş yerinde, ”fare yuvalarını” rahatlıkla bulabilirsiniz!. Fareler; çatı izolasyonu gibi yumuşak maddelere, kağıt, karton veya her türlü kumaştan üretilen ürünlere zarar verebilir.

Bütün ”mutfak aletleri” kontrol edilmelidir. Fareler, kolayca buzdolabı ve derin dondurucunun arkasına veya ocağın altına girebilir. Bu alanlar ısı ürettği için ”yuvalanma” konusunda tercih ettiği ”en gözde” yerlerdendir. Temiz ve pis su sirkülasyonu sağlayan; ”boru tesisatı ve duvar içi, kablo kanalları gibi bazı bölümlerin; kırılmış ve çürümüş olan yerleri, farelerin mekanımıza girişi için oldukça uygundur!..

”Bodrum katlar ve kilerler,” genellikle ”örümceklerin” yerleşim alanıdır ancak fareler, özellikle ”sorunlu” alanlarda, ”açık delik ve havalandırma boşluklarından” alt katlara girebilirler. ”Duvar boşlukları ve asma tavan arasında, döşeme altında ve hatta merdiven boşluklarında” gezerlerken genellikle fark edilmezler. Ama çıkardıkları ”sesler, onları ele verebilir.

Farelerin, yalnızca ”kış aylarında” sorun oluşturduğuna dair, ”yanlış” bir anlaşılma vardır!. Oysa bu, doğru bir tespit değildir!. Farelerin birçok türü, neredeyse ”bütün yıl boyunca’‘ aktiftir. ‘Eviniz veya iş yeriniz‘ dışında da, ”farelerin bıraktığı izleri” görebilirsiniz.

Gıda sakladığınız ”depo ve kiler” gibi yerlerde ”içeriye ulaşabilmek için” ”kapı eşiklerinde ve ahşap pencerelerin, alt kısımlarında” kemirilme izlerine rastlanılabilir. Bu türden yerlere özellikle tarla faresi girebilir ve ”depolanmış gıdalara, meyve ve sebzelere” zarar verebilir.

Eğer, evinize ait bir ”garajınız” var ise, ”kapısının sağlamlığını” mutlaka kontrol ediniz. Fareler, herhangi bir delikten diğer ”iç alanlara” girebilir. Duvarlara yakın olan büyümüş bitkiler, fareler tarafından ”yuva” olarak kullanılıyor olabilir. ”Sarmaşık ve çalı” gibi çokça ”uzayabilen bitkiler,” sarkan dallarıyla, farelere; ”gizlenebilme ve binalara ”giriş noktasına” ulaşabilmek için ”tırmanma” olanağı sağlayabilir.

FARELERİN ZARARLI ETKİLERİ

Fareler; ”evlerimize, tarlalara, gıda depolarına ve ambarlara” girerek, insanların ”besinlerine” istemeden ”ortak” olurlar. İnsanlar tarafından yapılmış olan, ”korunaklı yapılarda” yaşamayı ”tercih eden birçok türü; depolanmış yiyecekleri tüketen, her çeşit gereci kemiren, aynı zamanda da geçmişte ve günümüzde milyonlarca insanın ”hastalanmasına” hatta ”ölümüne” neden olan; ”veba, hanta virüs, tularemi, tifüs, kuduz” gibi ”salgın hastalıkları” taşıyabilen, oldukça tehlikeli bir zararlılardır!.

Hastalıkları yaymalarının yanı sıra, doğal ortamlarında epey ”kalabalık sürüler” halinde bulunan fareler, zaman zaman ”tarım ürünlerine” de çok büyük zarar verebilirler. İnsanlara vermiş oldukları tüm bu ”zararlı etkilerinin” yanında; ”sık sık ve çok sayıda” üremeleri sayesinde, birçok ”yabani hayvanların” en önemli ”besin kaynağıdırlar.” Bu yönleriyle de ”doğal dengeyi koruyan yararlı bir hayvan” olarak da kabul edilirler..

FARE İLE MÜCADELE VE TEDBİR ALMA YÖNTEMLERİ

Fare gibi kemirgenler; sıcak, sakin ve yiyecek artığının fazlaca bulunduğu yerlerde yaşamayı severler. Bu nedenle ”yaşadığınız bölge” içerisinde fare var ise, ilk olarak yapılacak şey; ”yemek artıklarını” ortalıktan kaldırmak olmalıdır. Bu nedenle de yiyeceklerinizi mutlaka ”cam ve çelik kaplarda” muhafaza etmeye dikkat etmelisiniz. ”Ahşaptan veya plastikten” üretilen kapları, çok sık kullanmamaya özen göstermek faydalı olacaktır.

Evinizde bulunabilecek ”yiyecek kırıntılarının,” her gün süpürülmesi ve temizlenip, silinmesi, farelerin bizlere sorun çıkarmamasına yönelik, en dikkat edilmesi gereken birincil kuraldır!.. Aynı zamanda, evlerimizin hep ”düzenli olmasına” da özen göstermeliyiz!.. Öyle ki, ”dağınık” olan yerler, farelerin ”en sevdiği” yaşam alanlarıdır. Karışıklığın içerisinde kolaylıkla saklanırlar ve daima ”gözlerden uzak durmaya” çalışırlar!..

Fareleri evinizden uzaklaştırmanın bir diğer yöntemi de evinizde ”kedi” beslemektir. Fareler ”can düşmanları” olan kedilerden, daima uzakta dururlar. Evlerimizde düzenli olarak ”kedi” beslemek, fareleri evinizden uzaklaştıracak, en ”kalıcı ve sağlıklı” yöntemdir!. Kediler, ”iç güdüsel” olarak, ”doğal hayatta olduğu gibi” fareleri avlarlar!.. Bu şekilde, ”ilaç kullanma” ihtiyacı da olmaz!..

istanbul böcek ilaçlama,istanbul haşere ilaçlama,seyrantepe böcek ilaçlama,seyrantepe haşere ilaçlama,kağıthane böcek ilaçlama,kağıthane haşere ilaçlama,sanayi mahallesi böcek ilaçlama,sanayi mahallesi haşere ilaçlama,çeliktepe haşere ilaçlama,çeliktepe böcek ilaçlama,gültepe böcek ilaçlama,gültepe haşere ilaçlama,küçükyalı böcek ilaçlama,küçükyalı haşere ilaçlama,maltepe böcek ilaçlama,maltepe haşere ilaçlama,çınar mahallesi böcek ilaçlama,çınar mahallesi haşere ilaçlama,kadıköy böcek ilaçlama,kadıköy haşere ilaçlama,ortaköy böcek ilaçlama,beşiktaş böcek ilaçlama,arnavutköy böcek ilaçlama,beyoğlu böcek ilaçlama,bebek böcek ilaçlama,

Farelerin, ”koku alma duyuları” bizlerden ”çok daha” fazladır. Öyle ki, kilometrelerce uzaklıktan bile, ”çok sevdikleri bir yiyeceğin kokusunu” rahatlıkla alabilirler!. Gıda depoları, ekmek fabrikaları, un fabrikaları, ekin tarlaları ve evler, farelerin yaygın olarak bulunduğu alanlar olarak öne çıksa da, fareler ”yiyeceğin bulunduğu ve sığınağı” olan her alanda var olabilir!..

Farelerle mücadelede en etkili olan yöntem; ”zehirli yem istasyonlarını” kurmaktır. Farelerin ve sıçanların,kusabilme yeteneklerinin” olmadığı bilinmektedir!. Buna dayanarak ”üretilmiş” olan, ”zehirli tablet yemleri, ”iklimsel ve fiziksel” olumsuzluklardan asla etkilenmeyen ”istasyonlara” yerleştirilir. İçeriye giren ”fare” gibi kemirgen zararlıları ”zehirli yemi” tüketirler. Zehirli tabletler, farede ”mide kanamasına” yol açar ve onun ölümüne sebep olur!..

Çeşitli türden kemirgenlerin kontrolü ve özellikle de farelerle mücadele etmek için çok çeşitli türden; ”’canlı yakalama kafesi, yapışkan bantları, klasik yemli veya yemsiz kapanlar veya sıvı ilaçlama” gibi yöntemler de kullanılabilir. Bu yöntemleri kullanırken; ”yetkili ve bilgi sahibi” olmak, birtakım ”üzücü durumların” da önüne geçebilir!.. Unutulmamalıdır ki; ”kemirgenler” için kullanılan ”zehirli yem tabletleri,” insanlarında ”ölümüne” neden olabilir!..

Farmapest Haşere ve Kemirgen Kontrol Hizmetleri, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı ve izinli, belge ve ilaçlarıyla, sizlere her türlü haşere ve kemirgen sorunlarının çözümünde çeşitli alternatifler sunabilecek, bilgi ve tecrübeye sahip olan uzman kadrosuyla hizmetinizdedir.

İletişim Bilgileri

Avrupa Yakası

Seyrantepe Mah. Gülendam Sok. No:14/A 4.Levent / Kağıthane / İST.

Anadolu Yakası

Çınar Mah. Mustafa Kemal Atatürk Cad. Canlı Sok. Gülbağ Pasajı No: 6/13 Küçükyalı/ Maltepe / İST.

Tel : (0542) 473 10 89 – (0212) 279 87 98

www.farmapest.com Mail Adresi: farmapest@gmail.com

Leave a Reply